BÜYÜK TÜRKLER









ZUVKA BATUR

Allah’tan bizlere verilen ömür, bazen boşa verilir, çabuk geçen zamana yenilir uçar gider bazen de yaşadıklarımız ve yaptıklarımızla nicelerine örnek olur, asırlarca okunur, feyiz alınır. Yeni hayatlara güzel örnek olur, hayatı kolaylaştırır.

Allah tarafından bizlere verilen ömrü güzel geçirmek, verimli kılmak, çevremize faydalı olabilmek, kolay değildir elbet. Sırf kendini düşünmeden aileyi, çevreyi düşünmek, yardım etmek büyük fedakârlıklar düşünmek her yiğidin harcı değil. İnsanda sevgi ister, bilgi ister, sabır ister, emek ister en önemlisi de mangal gibi bir yürek ister… 

Tarih, kendini düşünmeden içinde yaşadığı ortamı düşünüp sorunlara ölümü bile göze alarak çözüm arayanlarla doludur. Bu erdemli, yürekli şahsiyetler büyük zorlukları göze alarak büyük başarılara imza atmışlar ve tarihe de damgayı vurmuşlar.

İnsanoğlunun yaşadığı hayatı kolaylaştırmak, güzellikler keşfetmek, yapılan haksızlıkları görüp haklının yanında olmak büyük düşünmek büyük yüreklilerin görevi olmalı. Küçük insanlar her şeyi basit görür, küçük düşünür. Günlük yaşamayı hedef alır ki bunlar basit kişilikler…

Sırf kendini, hep kendini düşünmek Allah’ın bahşettiği ömrü kendinle bitirmek çevreye karşı duyarsız olmak insanın basitliği, güçsüzlüğü, bencilliğidir. Ve bu dünyadaki ömrü boşa vermek hesap gününde Rabbimize kavuştuğumuzda vereceğimiz cevabın sancısı bizi zorlar ve cennet denilen ödülden de bizi uzaklaştırabilir. Yaşanılan her günün hesabı hesap gününde verilecektir. Kişi yaptığı her hareketinden, her sözünden mesuldür.

Çevresine duyarlı, ömrünü çevresindeki sorunları çözmeye vermiş, zayıfın yanında güç olmuş, ezileni yüreklendirerek korumuş, kendini değil çevresini düşünen büyük düşünür âlim Zuvka Batur, bir ömre neler neler sığdırmış ve bu yolda da korkmadan, kaçmadan can vermiş tarih sayfalarına ismini büyük bir gururla yazdırmış.

Zuvka Batur (1866-1929),  Doğu Kazakistan Savır yöresinde 152 yıl önce dünyaya gelir. Babası Sabit (1823-1881) ise aynı bölgedeki Kalbadağ ilçesinin kırsal kesiminde dünyaya gelmiş. 


Zuvka Batur’un büyük babası Bukarbay Batur, büyük bir âlimdir. Abılayhan’ın sağ kollarından Janıbek Batur’un cengâverlerindendi. Zuvka Batur’un annesi de dönemin en önemli isimleri olan Hoca Ahmet Yesevi (Pir-i Türkistan, Hazret Sultan) soyundan gelir. Anne ve baba gerek dinî bilgi gerekse tarihî bilgi bakımından zamanın şartlarına göre donanımlı ve öğrenmeye, öğretmeye de gönüllülerdi…  

Baba Sabit görmüş geçirmiş, çevresindeki âlimlerin sayesinde kendini iyi yetiştirmiş yörenin saygın ailelerindendir. Çocuklarına da çalışmayı, her an yeni bilgiler öğrenmeyi, geniş düşünmeyi, çevreye duyarlı olmayı, sorunlara çözüm bulmayı, çok çalışmayı ve başarmak içinde de yürekli olmayı aşılamıştır.

Baba Sabit dönemin ünlü hocalarından on beş yıl aldığı eğitimden sonra Doğu Türkistan ülkesindeki Altay ili havalisine din görevlisi olarak göreve başlar. Her gün mesleğinde verdiği emek ve bilgisi sayesinde çevresi “Damolla" yani (büyük hoca) unvanını baba Sabit’e verirler. Çevresinin takdirini toplayan Sabit,  mesleğini severek haz alarak yapar. Sabit birçok öğrenci yetiştirir ve kendisi gibi düşünen meslektaşlarıyla birlikte çevredeki yörelerde mescit ve medreseler açarak çevresine duyarlılığını gösterir.

Baba Sabit işine çevresine kendini kaptırdığı bu zaman diliminde Zavka Batur dünyaya gelir.

Böyle donanımlı bilinçli bir ailede dünyaya gelen Zuvka Batur güzel bir şans yaşasa da omuzlarına binen yükün ağırlığının farkındaydı, çevresine faydalı olabilmek için ince düşünür, yapılabilecek en mantıklı yolu arar bulur ve işe koyulurdu.

Zuvka Batur, ilk hocaları babası Sabit ve dayısı Mümin Hoca’dan dinî dersler alır. Öğrenmeye meraklı ve zeki Zuvka Batur, ne yazık ki babasını çok erken yaşta  -15 yaşındayken- kaybeder. Sabit babayı kaybetmek Zuvka Batur’un yüreğini parçalasa da Zuvka buna alışmak ve omuzlarında artan sorumluluğu erken yaşta fark etmek zorundaydı. Hem annesine hem de dört kardeşine bakmak Zuvka Batur’un asli görevi oldu… 

Babasının kaybetmenin acısıyla annesi ve dört kardeşine de bakıp gözetmek ve eğitimine devam etmek zorunda kalır Zuvka Batur. Dinî eğitimini zamanın en iyilerinden devam ederek kendini geliştirdi ve babası gibi kadılığa çıktı.

Zuvka Batur kadılık görevine başladıktan sonra evlendi. Mesleğini en iyi derecede yapmak, kendine gelen her haklının yanında olmak, sorunlara çözüm bulmak, mazlumun yanında olmak, zorbalara karşı dik durmak ve haklıyı savunmak için tüm gücünü kullanıyordu. Zengin ve zalimlere karşı taviz vermeden dik duruşu, haklıyı savunuşuna halk hayrandı. Her gün artan haksızlıklara karşı, zorba ağaların keyfî hak yemesi gitgide artıyor ve halk Zuvka’ya tüm sıkıntılarını anlatıyordu. Ortamın düzeni Zuvka Batur’u üzüyor, haksızlıklar bir türlü bitmiyordu. Bu duruma bireysel de yetemeyince de kadılık görevini bırakıp doğduğu topraklara ailesiyle Savır bölgesine göç etti. Her gün haksızlıkla mücadele eden fakir, kimsesiz güçsüz halk da Zuvka Batur’un arkasında göç ettiler. Değişen hiçbir şey yok… Her bölgede yine haksızlıklar yaşanıyor, zengin fakiri, kimsesizi eziyor, hakkını gasbediyor, kullanmak istiyordu…

Zuvka Batur fakirden gasbedileni tekrar zenginden alıyor, fakire veriyordu, makam mevki için sırf kendini düşünüp zayıfın üstüne gidenlere büyük bir yüreklikle karşı çıkıyor, davasına can veriyordu, ezileni ezdirmemek için elinden gelen her ne varsa yapıyordu. 

    Zuvka’nın asıl niyetinde çok iyi bir kadı olmak olsa da aldığı dinî eğitim, Türk dillerinin yanı sıra Arapça, Farsça ve Çince gibi dilleri iyi bilip konuşsa da ve ailesinde aldığı terbiye buna yetse de yaşadığı çevrenin şartları, kadılık unvanı yerini Bahadurluğa (Kahraman Yiğit) bıraktı. 

Halk bu unvanı Zuvka’ya gönüllü vermiş ve halkın beklentileri de her gün büyüyordu.  Kadılığı çok sevse de artan haksızlıklar, fakir halkın çektiği eziyetler kadılığı bırakmasına halkın yanında olmasına şartlar zorluyordu. Onun kahramanca, büyük bir cesaretle halkının yanın da oluşu her gün yanında artan bir kitleyi hayranlıkla çevresinde topluyor ve küçük bir ordu oluşuyordu. Zorbalara karşı duruşu, halka hep destek oluşu çevresinde her gün artan halk onu kahraman ilan ediyordu. Bu küçük ordu büyüdükçe zorbaların işi zorlaşıyor Zuvka Batur ezilen kitlenin hayranlığını kazanırken düzen bozanlar, haksızlık yapan zorbaların işine gelmediği için aynı zamanda düşman da kazanıyordu.

Zuvka Batur’sa inandığından taviz vermiyor, öksüze, yetime, dula, ezilene, haksızlık görene koşuyor çözüm arıyordu. Zuvka’nın sayesinde haksızlık yapıp toplumu rahatsız edenlerse azalıyordu.

Diğer tarafta da Türk’e düşmanlığı hiç bitmeyen Çinliler ve Ruslar bu büyüyen küçük ordu için endişeleniyorlardı. Çinliler büyüyen bu gücü takip ediyordu. Olabilecek güç Çin hükümetini bitmeyen toprağa açlığını ve Asya kıtasına özgürce yayılma isteğini erteletiyor, korkutuyordu. Kazak Türkleri büyüdükçe güçlendikçe Çin hükümeti sinsi planlar yapıyor, büyüyen gücü yok etmek için de fırsat bekliyorlardı. 

1900 yılında “Boxer İsyanı” olarak bilinen olaylar Çinli köylülerin ayaklanması gibi görünse de Çin hükümetinin destekleriyle, Çinlilerin Avrupalı sömürgecileri ülke sınırlarından atmak amacıyla başlatılmıştı. Kargaşa artmıştı. Avrupalılar ticarette gücünü büyütürken Çinliler büyüyen bu güce dur demek ve en büyük olmak için ayaklanmalar artıyor, Çin halkının yabancılara karşı nefreti büyüyordu. Çin’de büyümekte olan tüm yabancıları ülke dışına çıkarmayı hedefliyorlardı. Ayaklanan bilinçsiz gençler 19 Haziran’da Almanya elçisini öldürdüler ve gitgide artan işkenceler, zulümler sonrası Avrupalı devletler artan kargaşayı durdurmak için bir güç oluşumuna gittiler. Almanlar Çin’e bir kuvvet göndererek öldürülen elçilerinin intikamı almak için acımasızca çarpıştılar. Bu bitmek bilmeyen kargaşa birçok insan kaybına sebep oldu. Bu ayaklanmalar 7 Eylül 1900 tarihine kadar sürdü. Bu öfke sonucu Çinliler çok kayıp verdi. Avrupalılar karşısında silahlı mücadeleyi kaybettiler. Bu karşılaşma sonucu verilen kayıplar Çinli gençlerde Milliyetçilik düşüncesinin gelişmesini ve güçlenmesini sağladı.

Yaşanan bu olumsuz tabloya rağmen Osmanlı Padişahı II. Abdulhamit Han’ın girişimiyle Çin’deki Müslümanlar İstanbul üzerinden hacca gitmeye başladı. II. Abdulhamit Han’ın desteğiyle önce Mümin Hoca 1901’de hacca gidip geldi. Sultan Abdulhamit’in maddi desteğiyle ikinci sene de Zuvka Batur’u ve bir grup Özbek hemşehrisini hacca götürdü. Bu kafile Yıldız Sarayı’nda II. Abdulhamit tarafından kabul edildi.

Zuvka Batur’un gidişi kötülük peşinde koşan zalimleri yüreklendirerek azdırdı. Zuvka Batur’un hac dönüşü imam hatiplik ve müderrislik görevine geri dönerek yolsuzluklarına karışmayacağını düşüyorlardı.  Zuvka Batur’un en yakın dava arkadaşı olan Böke Batur’u yok etmek istediler.

Zuvka Batur’un hacca gidişini fırsat bilen Çin yönetimi Böke Batur’u yenilgiye uğrattı. Onu, Tibet yolunda şehit ettiler. Çinliler Zuvka’nın yokluğunu kullandı halka eziyetler, haksızlıklar arttı. Halk Zuvka’nın hacdan gelişini dört gözle bekliyordu. Zuvka hacdan döner dönmez halk çektiği cefayı Zuvka’ya anlatarak birlik olmaya, Zuvka’nın önderliğinde gençler düzenli, disiplinli bir eğitime başladı. Varlıklı aileler de Ruslarla ticaret yaparak oluşan bu orduya silah temin etti.

Böylece despot yönetim, halka daha çok acı çektirmeye başladı. Zuvka Batur’un hacdan dönüşünü bekleyen halk, tekrar çevresinde toplanmaya devam etti. Bunun üzerine bütün gençleri nizami olarak askerî eğitime tabi tuttu. Bununla beraber onu destekleyen varlıklı aileler Rusya ile ticaret yaparak karşılığında silah satın almaya başladı. Güçlenen ordu, bilinçlenen gençler Çinlilerin korkulu rüyası oldu. Bu ordu daha fazla güçlenmeden bölgesel hükümet lideri Yang Zengxin (Yang Zengxin) (Yang Zengxin) orduyu hazırlasa da 1928’de Yang Zengxin, Dışişleri Bakanı Piy Yu Lin tarafından vurularak öldürüldü. Yerine Jıñ Şoriyn geçti ve Zuvka Batur’u ele geçirmek için yeni planlar kurdu. Önce, sözde bir anlaşmaya vararak halka zulmetmeyeceğini bildirdi. Verilen söze güvenerek halk kendi mesleğiyle uğraşmaya normal hayatlarını sürdürmeye başladı. Hükümet verdiği sözde durmadı kaleyi içten kuşatmak için sinsice planlar yaptı ve Zuvka Batur’a hizmet eden Jakiya (Madıhıñ) adında Düñgen asıllı bir yanaşmayı kullanarak casus olarak tuttu. Zuvka Batur her şeyin farkında olsa da halkın düzeninni bozulmaması için evinin basılacağını bildiği hâlde halkın uzak durmasını söyledi ve kaderine razı geldi. O, ölümünü yalnız düşünse de çevresindeki yakınları onu yalnız bırakmadı…

Hain düşman Kuomintang onu canlı ele geçirmek için planlar yapsa da döneminin iki yüz Çinli askeri onu canlı ele geçirmek niyetindeydi. Zuvka Batur’un evine girenler sağ çıkamadılar.

Artan öfke ve nefret sonucu ateş edildi. Zuvka Batur şehit edildi. Bu öfke dolu katliam sonrası 53 kişi Zuvka’nın yanında şehit edildi. Gözü dönmüş azılı düşman, Zuvka Batur’un başını kesip götürdü. Çin sokaklarında gezdiler daha sonra halkın isyanın büyümesinden korktukları için Zuvka’nın kesilen başını getirip yakınlarına teslim ettiler. 

Bu şehidin mezarı Altay-Köktogay, Belkuduk bölgesinde. Bir yıl sonra da bu mezara kurgan yapıldı. Halkın kahramanının kabri bile emek verdiği topluluğa ümit veriyor, güç veriyordu. Her gün gelen ziyaretçileri çoğalıyordu. Zuvka yaşıyor gibi hissediliyordu.

Zuvka’nın hayatı örnek gösterilmek üzere Ürimçi’deki Kazak yazarlar tarafından romanlar yazıldı. Altmış üç yaşa Zuvka’nın sıkıştırdığı başarılar ve örnek alınacak yüreklilik kitapların sayfalarını doldurdu ve hâlâ da dolduruyor. Bizi ve bizden sonrakileri büyüleyecek bir yaşam mücadelesi olacak. 

Kazak yazarların kaleme aldığı eser, Türkiye ve Azerbaycan Türkçesiyle beraber Çince, Rusça makale ve çeviriler yazıldı. Bu büyük halk kahramanını tüm Türklere ve dünyaya tanıtmak için geç olsa da 2000’de Moğolistan’ın Bayan-Ölgey kentinde çeşitli anma etkinlikleri düzenlendi. İsmi burada bir caddeye verildi ve anıtı dikildi. 

2016 yılında ise, Zuvka Batur’un doğumunun 150. yılı dolayısıyla dünyanın çeşitli ülkelerinde anma etkinlikleri düzenlendi. Altmış yıl önce İstanbul’a gelen buraya yerleşen torunları da bu etkinlikleri bizzat kendileri İstanbul’un Bağcılar ilçesinde Hoca Ahmet Yesevi İlim ve İrfan Vakfı’nda gerçekleştirdiler. Bağcılar Belediyesi Başkan Yardımcısı Kenan Gültürk’ün de katılımıyla gerçekleştirilen etkinlikte Zuvka Batur’un Türkiye’de yaşayan tüm torunları yer aldı. Halka Zuvka Batur’un mücadelesi ve hayatı hakkında bilgiler verildi. Bu etkinlikler artık her yıl düzenli yapılıyor, Zuvka’nın zorluklar göğüs gererek başarıları anlatılıyor…

    Zuvka Batur 33 çocuk babasıdır. Dört eşinden 12 oğul ve 8 kızının adı bilinmektedir. Zuvka Batur’un dünyaya gelen torunları dünyanın her tarafına yayıldı günümüzde bilinen bu torunları, Doğu Türkistan, Kazakistan, Türkiye ve Avrupa’da yaşamlarına devam etmekteler. Halkı için çıkıp halkı sahiplenmiş, kahramanca savaşmış ve özgürlük mücadelesi verirken şehit düşmüş Zuvka Batur’un hayat hikâyesi torunu Kuddüs Çolpan tarafından kaleme alındı. Bu ibretlik hayat bizlere Türk neslinin neleri başarabildiğini doğrudan yana, haklıdan yana ölüme bile bile gitmenin de görev olabileceğini kanıtlamaktadır.

                                                                                      

                                                                            
                                    Kimi keyfine ömrü bitirir

                            Kimi insanlığa ömrünü gönüllü verir 


                     Fatma Özger BİLGİÇ                                                                           29.04.2018

Yorumlar

Bu yazıya henüz yorum yapılmamış. İlk yorum yapan siz olun.

Yorum Yaz

Diğer Yazılar

FATMA ÖZGER BİLGİÇ  TARSUS TAN YAZIYOR

FATMA ÖZGER BİLGİÇ TARSUS TAN YAZIYOR

FATMA ÖZGER BİLGİÇ İLE ŞİİR GECELERİNE DAİR RÖPORTAJ

16.08.2018

 ...


Devamını Gör
FATMA ÖZGER BİLGİÇ  TARSUS TAN YAZIYOR

FATMA ÖZGER BİLGİÇ TARSUS TAN YAZIYOR

YÜREĞİ BESLEMEK

11.07.2018

                     YÜREĞİ BESLEMEK                 &...


Devamını Gör
FATMA ÖZGER BİLGİÇ  TARSUS TAN YAZIYOR

FATMA ÖZGER BİLGİÇ TARSUS TAN YAZIYOR

DÜNYA KADINLAR GÜNÜ (8 MART)

08.03.2018

...


Devamını Gör
FATMA ÖZGER BİLGİÇ  TARSUS TAN YAZIYOR

FATMA ÖZGER BİLGİÇ TARSUS TAN YAZIYOR

TÜRKÜN SESİ VE SÖZÜ ÖZKAN HÜSEYİN

05.03.2018

ÖZKAN HÜSEYİN AİLESİ OLARAK,...


Devamını Gör
FATMA ÖZGER BİLGİÇ  TARSUS TAN YAZIYOR

FATMA ÖZGER BİLGİÇ TARSUS TAN YAZIYOR

SAHİPSİZ GÖNÜL

18.02.2018

 ...


Devamını Gör
FATMA ÖZGER BİLGİÇ  TARSUS TAN YAZIYOR

FATMA ÖZGER BİLGİÇ TARSUS TAN YAZIYOR

ŞANSSIZ FELEK

29.01.2018

...


Devamını Gör
FATMA ÖZGER BİLGİÇ  TARSUS TAN YAZIYOR

FATMA ÖZGER BİLGİÇ TARSUS TAN YAZIYOR

HADİ GİT

18.01.2018

...


Devamını Gör
FATMA ÖZGER BİLGİÇ  TARSUS TAN YAZIYOR

FATMA ÖZGER BİLGİÇ TARSUS TAN YAZIYOR

YURDUN OLSUN

08.01.2018

YURDUN OLSUN Sevdamı bir pula sattın Yüreğime ateş attın Yıllarca koynumda yattın Cehennem öz yurdun olsun! Gözlerimde yaş kalmadı Rahat uykuya dalmadı Bir dost kapıyı çalmadı Cehennem öz yurdun olsun! ...


Devamını Gör
FATMA ÖZGER BİLGİÇ  TARSUS TAN YAZIYOR

FATMA ÖZGER BİLGİÇ TARSUS TAN YAZIYOR

YÜREĞİMLE DERTLEŞTİM

14.11.2017

...


Devamını Gör
FATMA ÖZGER BİLGİÇ  TARSUS TAN YAZIYOR

FATMA ÖZGER BİLGİÇ TARSUS TAN YAZIYOR

ANTOLOJİYE YENİ ŞİİR

08.11.2017

    ...


Devamını Gör